Sezonun son maçında Fenerbahçe'nin ayağını kaydırmasalardı.. Denizli faciası olmasaydı.. Fenerbahçe hakettiği üzere şampiyon olsaydı.. Daum art arda gelen şampiyonlukların ödülü olarak takımın başında kalacaktı... Dolayısıyla... Fenerbahçe'nin Avrupa'da ufkunu açan, Carlos'un sarı-lacivertli formayı giyme nedenlerinden biri olan, Alman'ın soğuk yüzünün aksine takımdaki Brezilyalılar'ın doğasındaki sıcaklığın daha fazla ortaya çıkmasını ve kadro içindeki adaleti sağlayan Zico bugün yoktu... Fenerbahçe, Galatasaray gibi 'kıyak penaltıların' takımı olsaydı.. Galatasaray gibi '3 korner bir penaltı mönüsünden' faydalanabilmek üzere verilen 'Hamili kart yakinimdir' kontenjanının içinde olsaydı... Sevilla'daki penaltı atışları sırasında, İspanyollar'ın bir taktiği olacaktı... Dolayısıyla... 
        Volkan, yardımcı antrenörlerin daha önceden yaptıkları etütlerin sayesinde kimin nereye vuracağını az çok hesap edebilirken, Sevillalılar da kendi kalecilerini aynı tüyoları verebileceklerdi!.. Fenerbahçe sırf bu yüzden, bugün Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalde değildi!.. Fenerbahçe'nin topladığı puanlar da olmadığından, Türkiye Süper Ligi Şampiyonu iki sezon sonra Şampiyonlar Ligi'ne ön eleme oynamadan katılma hakkını elde edemeyecekti... 
        Tüm bu nedenlerden dolayı, Türk futbolu adına, Fenerbahçe'yi o sezon şampiyonluktan edenlerin, penaltılarını çıtır çıtır yiyenlerin duacısı olmalıyız!.. Onlara şükran duymalıyız!.. Dahası... Avrupa'nın en önde gelen gazeteleri, Fenerbahçe üzerine araştırmalar, analizler yaptı... Başta UEFA Başkanı Platini olmak üzere bir çok önde gelen Avrupalı futbol adamı ve yine bu gazeteler, Fenerbahçe'nin kurumsal yapısının örnek alınmasını tavsiye etti.. Fenerbahçe'nin zaferi, Çin'de bile gecenin bir yarısı flaş haber olarak duyuruldu, var mı ötesi.. Peki, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı aldığı dönemde neyi örnek gösterildi, üzerine hangi derin analizler yapıldı? Şimdi iki resim arasındaki 2. fark..
        Aziz Yıldırım için eski başkanlar elleri patlayıncaya kadar alkış tutarken, Özhan Canaydın için eski başkanların dediğini bir bakalım... Mesela Galatasaray Eski Başkanı Mehmet Cansun: "ÖzhanCanaydın, 6 yılda Galatasaray'ı 16 yıl geriye götürdü. Başkan Canaydın'ı kararından döndürmeye çalışanları ciddiye almıyorum. Fenerbahçe'ye bakıp herkes kendini sorgulamalı. Fenerbahçe'yi gıpta ile izliyorum..." Veya Faruk Süren... O da dedi ki: "Fenerbahçe bizim 7 sene önce geldiğimiz noktaya yeni geldi. Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final çok da önemli değil..." Kısacası... Birisinde herkes tek yürek, diğeri paramparça... Birisinde sadece iş yapılıyor, diğerinde çene.. Birisi daha ileriye gidebilmek için ter döküyor, diğerinde herkes birbirinin ayağına dolanmaya gayret ediyor... Galiba ilahi adalet böyle tecelli ediyor...Liverpool'a karşı oynayan adam!..
        Tuncay "Gidersem Fenerbahçeli gibi gideceğim" demişti, önüne uzatılan sözleşmeyi imzalamamak için zaman kazanma adına... Ama tek kuruş kazandırmadan, üstüne üstlük kaçarcasına gitti. Bir baktık ki Middlesbrough'a imza atmış.
        Çubuklu formaya anlam katanın kendisini olduğu sandı... Şimdi o forma Uğur Boral'a anlam katıyor!.. Tuncay için "Liverpool'a, Manchester United'a karşı oynayacak" deniyordu... Doğrudur.. Oynadı... Ama en büyük hedefi Liverpool'a karşı oynamak olan bir futbolcu, zaten büyük zannettiği hayallerinin aslında ne kadar küçük olduğunu sorgulamalıdır... 
        Aziz Yıldırım'ın hayallerine inanmayanlar, gemiyi ilk terkedenlerdi... Başkana inananların başında geminin kaptanı geldi. Alex "2010'da Avrupa'da zirvede olacağız. Başkan beni buna inandırdı" derken, ardında Uğur'u, Volkan'ı, Deivid'i, Carlos'u, Kezman'ı ve diğerleri vardı.. Fenerbahçe şimdi her geçen gün hayallerini büyütüyor.. 
        Büyük olan Tuncay değil, bıraktığı formaydı.. O forma şimdi Uğur'u büyütüyor. 40 milyon euroluk Capel'in havasını söndüren adam oldu Uğur, 2 Sevilla maçında... Tuncay ne oldu peki? Liverpool'a karşı oynayan adam!..

.............Mehmet ÇAĞRAN...............